Amniyotik Bant Sendromu Nedir?

Amniyotik Bant Sendromu gebelikte anne karnındaki hayatta ortaya çıkan ve amniyon zarı denilen zarın bebeğin vücudunun herhangi bir yerine ya da göbek kordonuna temas ederek onu sarması ve etkilemesi ile ortaya çıkan bir sorundur.

Görülme sıklığı 1/2000 ile 1/15.000 arasında rapor edilmektedir. Amniyon zarı normalde amniyon sıvısını içinde bulunduran ve amniyosit denilen hücrelerden oluşan bir zardır.

Amniyon zarı normal koşullarda bebeğin içinde bulunduğu amniyon sıvısının etrafında bulunur ve gebeliğin ilk üç ayından sonra koryonik membrane (zar) denilen yapıya doğru yapışır ve bebeğin serbestçe hareket edebilmesini sağlayan ve amniyon sıvısının korunmasına katkı sağlayan bir yapıdır. Normalde anne karnında bebeğin içinde bulunduğu sıvıyı (amniyon sıvısı) çevreleyen ve bebeğe yapışması beklenmeyen amniyon zarının patolojik olarak bebeğe ya da göbek kordonuna yapışması ve onları sarması amniyotik bant sendromu olarak tanımlanmaktadır. Bu patolojik durumun nedeni tam olarak ortaya konulabilmiş değildir. Şu an için internsek ve ekstrensek teori olarak isimlendirilen iki farklı teori ile bu durum açıklanmaya çalışılmaktadır.

Amniyotik Bant Sendromu ile doğan bebek

Ekstrensek teori bugün için daha çok taraftarı olan teori olupamniyotik bant sendromunun altında yatan nedenin gebeliğin çok erken dönemlerinde amniyon zarında meydana gelen yırtılmaların (kendiliğinden ya da dışarıdan müdahale ile) amniyotik bant gelişimini tetiklediği esasına dayanmaktadır. Bu şekilde ortaya çıkan amniyotik bant daha sona büyümekte olan bebeğin herhangi bir yerine dolanmakta onu sarmakta ve normal gelişimi değiştirmekte ya da tahrip etmektedir. Zira bant tarafından sarılan örneğin kol ya da bacak gelişmeye devam ederken kol ya da bacak gelişip büyürken onu saran amniyotik zar büyümemekte, bantın daha uç kısımlarına kan gitmesine ve giden kanın geri dönmesine izin vermemekte ve sonuçta önce bu uç kısım şişmekte ve ödemlenmekte daha sonra da yeteri kadar besin ve oksijen alamayıp metabolik artıkları da temizleyemediği için ampütasyona (organ kaybı) doğru gitmektedir. Ekstrensek teori anne karnında amniyotik bant sendromu tedavisi uygulamalarının da bilimsel altyapısını oluşturmakta ve başarılı olguları açıklamaya yardım etmektedir. Amniyotik bant sendromu gelişimindeki internsek teori ise bebeğin embriyonik hayattaki gelişimi sırasında ‘’embriyonik disk’’ denilen ilk gelişim aşamalarından birindeki efekt nedeniyle bu sorunun ortaya çıktığını ifade etmektedir.

 Bu teoriye göre erken embriyo dönemindeki embriyonik diskin gelişimi sırasında meydana gelen damarsal hasar bu damarın beslediği bölgede kanlanma bozukluğu ve buna bağlı o bölgenin nekrozu (doku ölümü) ve gelişememesi yani yokluğuna neden olmaktadır. Bu teori de sonradan ortaya çıkan anomalilerin açıklanmasına bilimsel altyapı oluşturmakta ve amniyotik bant sendromu olgularında fetoskopik tedavinin rasyonelliği hususunu gündeme getirmektedir.

Amniyotik Bant Sendromu Neden Oluşur?

Amniyotik bantın neden oluştuğuna dair bugüne kadar bildirilmiş bazı risk faktörleri mevcuttur. Bunlardan birisi gebeliğin ilk üç ayında kullanılan bir prostaglandin analogu olan misoprostol etken maddeli ilaçtır. Normalde mide koruyucu olarak üretilen ve kullanılan bu preparat istenmeyen gebelik durumlarında hekim önerisi olmadan düşük yapmak isteyen kişilerin kendi kendilerine kontrolsüz kullandıkları bir üründür. Anne karnında tanı amacıyla amniyosentez yapılan annelerin bebeklerinde de amniyotik bant sendromu sıklığının artabileceğine dair bazı veriler mevcuttur. Bu durum da amniyotik bant sendromu gelişimi için önerilen ekstrensik teoriyi desteklemektedir. Sigara ve madde kullanımı, uterusun geçirilmiş müdahaleleri, küçük anne yaşı ve annenin kan şekerlerinin yüksek olması durumları da amniyotik bant sendromu için risk faktörleri olarak görülmekte

Amniyotik Bant Bebekte Ne Tür Sorunlara Neden Olur?

Amniyotik Bant Bebekte Ne Tür Sorunlara Neden Olur?

Amniyotik bantın bebekte neden olabileceği sorunlar bantın bebeğin hangi kısmı ile ilişkide olduğuna bağlıdır. Bantın esas zararı bebeğin bant tarafından sarılan vücut bölgesinin alt kısmına kan geçişini engellemesi olduğundan bantın tutunduğu bölge gerçekte bebeği anne karnında ya da ileriki hayatta nelerin beklediğini belirleyecektir.

Örneğin kol ya da bacağın orta kısmına sarılmış bir bant zamanla ilk önce sarılan kısmın uç tarafından toplardamar yoluyla kan akışında yavaşlamaya ve böylece ödeme (şişlik) neden olacaktır. Bebek büyüdükçe bant orantılı olarak büyüyemeyeceği için daha sonrasında atardamarlarda da kan akışı olumsuz etkilenecek ve bebeğin bu bölgesine kan gitmeyecektir. Durumun devam etmesi ilk önce etkilenen kısımda şekil bozukluğu kırılma eğilme vb. yapacak daha sonra da gelişimin durması ve ampütasyona neden olacaktır. Amniyotik bantın anne karnındaki bebeğin boyun gibi hayati bir bölümüne başlanması anne karnında ölüme neden olabilecektir. Yine bildirilen olgular arasında amniyotik bantın bebeğin göbek kordonuna bağlanması ve zaman içerisinde göbek kordonundan kan akışını etkileyerek bebeğin ölümüne neden olması da olasıdır. Sık bildirilen olgulardan bir diğer şekil de bebeğin el ve ayak parmaklarının amniyotik bant tarafından sarılması ve parmaklarda şekil bozuklukları ve hatta kayıplara (ampütasyon) neden olmasıdır.

Amniyotik Bant Sendromu Tanısı Nasıl Konulur?

Amniyotik Bant Sendromu tanısı genellikle bebeğin ultrasonografi ile değerlendirilmesi sırasında konulur. Bant bebeğin hangi kısmını etkiliyor ise o kısımdan başlayarak Rahim duvarına doğru uzanan bantın görülmesi uyarı işareti olacaktır. Yine ultrasonografi sırasında bebeğin etkilenen kol, el ya da bacak, ayak kısmının sürekli sabit pozisyonda kalması da karşılaşılan durumlardandır. Bant tarafından sarılan kısmın üç tarafına doğru alanda etkilenme oldu ise şişlik, şekil bozukluğu ya da ileri derecede etkilenmiş olgularda kayıplar (ampütasyon) da görülebilir. Ultrasonografi sırasında kan akım renkli doppler ultrasonografi ile değerlendirilirse etkilenen kısmın uç tarafında kan akımı paterni değişiklikleri ve hatta kan akımı kayıpları görülebilir. Manyetik rezonans (MR) amniyotik bant sendromu olgularında ilave sorunlar hakkında bilgi verebilir. Dört boyutlu ultrasonografi de zaman zaman tanı için ilave katkılar sunabilmektedir.

Amniyotik Bant Sendromu ile doğan bebek

Amniyotik Bant Sendromu Tedavisi Nasıl Yapılır?

Yukarıda da bahsedildiği gibi amniyotik bant anne karnındaki bebeğin herhangi bir ekstremitesine (kol bacak el ayak gibi) ya da göbek kordonuna yapışırsa ve müdahale edilmezse yapıştığı yere bağlı değişen gelişim kusurları organ yoklukları (amputasyon) ya da bebeğin ölümüne (göbek kordonuna yapışan bantlarda) görülebilir. Bu nedenle bu hasarlar ve sorunlar ortaya çıkmadan bantın anne karnında tedavisi gerekecektir. Amniyotik Bant anne karnına kamera ile girilerek (fetoskop) ve dolandığı yerden çözülerek tedavi edilmektedir. Kullanılan fetoskoplalr yaklaşık 3 mm çapında bir system olup systemin içerisinde kameranın yanında 1 mm lik lazer fiber giriş kanalı ve ayrıca bir de başka 1 mm alet (disektör ya da makas giriş kanalı bulunmaktadır. Bu işlem genellikle anneye bölgesel anestezi (spinal anestezi) verilerek yapılmaktadır. Anne karnındaki bebek için de işlem sırasında genellikle hareket etmesini engellemek için kas gevşetici ve ayrıca anestezi verilerek gerçekleştirilmektedir. Fetoskopi ile amniyotikbant sendromu tedavisi sırasında bantın açılması için lazer, keskin ya da künt disektörler kullanılabilmektedir. Anne karnında tanı konulan her amniyotik bant sendromu olgusunun tedavi edilip edilmeyeceği ya da hangi olguların tedaviden yarar görebileceğini seçebilmek için bu durum için sınıflama da önerilmiştir (Tablo 1). Genellikle bantın dolandığı kol ya da bacak kısmının uç kısımlarındaki kan akımı değişiklikleri göz önüne alınmaktadır.

Anne Karnında Amniyotik Bant Tedavisinin Başarısı Nasıldır? Riskleri Var Mıdır?

Amniyotik bant nedeniyle anne karnında opera edilen olgularda bebeklerin yaşama ihtimali %90 ile %100 arasında bildirilmektedir. Operasyon başarısı hem operasyonu yapan ekip hem hem kullanılan ekipman ve teknik hem de operasyon sırasında bantın durumu ile ilişkili olabilmektedir. Başarı her ne kadar yüksek görünse de amniyotik bant nedeniyle etkilenmiş kol ya da bacak (ekstremitenin fonksiyon başarısı %64 ile yüzde yüz civarındadır. Burada belirleyici faktörlerden birisinin de etkilenen organda geri dönüşümsüz hasar ortaya çıkıp çıkmadığı hususu olabilir. Bu bebeklerin yaklaşık üçte birinde gebelik haftası tamamlanmadan su gelmesi görülmekte ve yine yaklaşık üçte ikisi de 37 haftanın altında doğmaktadır. Amniyotik bant sendromu olguları için anne karnında ameliyat planlaması yapılırken bu hususların da göz önünde bulundurulması yararlı olacaktır.

Sonuç olarak, amniyotik bant sendromu anne karnındaki bebeklerin herhangi bir organına ya da göbek kordonuna yapışarak bebekte organ kaybı seklinde sakatlık ya da göbek kordonunu etkileyen olgularda anne karnında bebeğin ölümüne neden olma potansiyeli olan bir sorundur. Amniyotik bantın anne karnında fetoskopik yollla tedavisi bebeklerde oluşabilecek bu sorunlara karşı işe yarıyor görünmektedir. Anne karnında ameliyat planlanırken genel kavramlardan ve bilgilerden daha çok hastaların bireyselleştirilerek yönetilmesi en doğru yaklaşım olacaktır. Amniyotik bant sendromu olguları ister anne karnında tedavi edilsin isterse sadece takip edimiş olsun, doğumun personel ve ekipman açısından donanımlı bir merkezde yaptırılması ve ihtiyaç olduğu takdirde doğumdan sonraki müdahalelerin gerçekleştirilmesi yerinde olacaktır.

Kaynaklar

Fetoscopic Release of Amniotic Band Syndrome An Update Minella C  et al J Ultrasound Med 2020

Perinatal outcome after fetoscopic release of amniotic bands: a single-center experience and review of the literature Javadian P et al Ultrasound Obstet Gynecol 2013 

Düşüncelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz.

Sosyal Medya'da paylaşabilirsiniz.

Share on whatsapp
WhatsApp
Share on facebook
Facebook
Share on pinterest
Pinterest
Share on twitter
Twitter
Share on linkedin
LinkedIn
Scroll to Top