Televizyon Haberleri

Haber Aktüel'de Corona ve Gebelik üzerine konuştuk.

Televizyon Haberleri

Kanal D - Hayat Sağlıklı Güzel

Televizyon Haberleri

Türkiye'de İlk Defa Anne Karnında Bebeğin Tıkanan İdrar Kanalı Açıldı.

Televizyon Haberleri

TV8 Günaydın Doktor

Facebook Canlı Yayını

Soru - Cevap

Basın Haberleri

Türkiye’de ilk kez yapıldı: Anne karnındayken idrar kanalı açıldı.

Antalya’da, 40 gün önce dünyaya gelen Muhammet Asaf bebeğin, anne karnında 28 haftalıkken tıkanan idrar kanalı, idrar torbasından kamerayla girilerek lazerle açıldı.

Hatay’da oturan 1 yıllık evli Emine ve Abdullah Dönmez çifti, bebekleri olacağı haberiyle büyük heyecan yaşadı. Bebeğin kontrollerinde idrar yollarında tıkanıklık tespit edildi. Doktorları aileye, anne karnındaki bebeğin idrarını yapamadığı için, bu durumun yol açacağı hastalık ve sonrasında gelişecek böbrek yetmezliğinin ölümle sonuçlanabileceğini, gebeliğin sonlandırılabileceğini söylendi. Bu duruma çare bulmak için araştırma yapan çift, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kumru’ya yönlendirildi.

TIKANIKLIK LAZERLE AÇILDI

Kente 3.5 ay önce gelen aile, muayene için Prof. Dr. Selahattin Kumru’ya geldi. Gerekli tetkiklerin ardından anne karnındaki bebeğin idrar torbasına kamerayla girilerek, idrar kanalındaki tıkanıklık lazerle giderildi. Henüz 28 haftalıkken anne karnında geçirdiği operasyonla hayata tutundan ve 40 gün önce normal doğumla dünyaya gelen bebeğe, Muhammet Asaf adı verildi.

MÜDAHALE HAYAT KURTARDI

Prof. Dr. Selahattin Kumru, bebeklerde, idrar yollarının alt kısmındaki obstrüksiyonun (engellemeler) yaklaşık 5 binde 1 veya 10 binde 1 sıklıkta görüldüğünü belirterek, “Kendi haline bırakılırsa bu bebeklerin yüzde 75’i anne karnında veya doğduktan birkaç gün sonra kaybediliyor. Bebeğe anne karnındayken müdahale edilir, idrar pasajı düzeltilebilirse yaşama şansları yüzde 75’lere kadar çıkıyor. Daha önce idrar yollarında tıkanıklıkların olduğu gebeliklerde tedavi için bebeğe anne karnında kateter takıyorduk. Ancak kateterlerde tıkanma yer değiştirme gibi sorunlar yaşandığı için artık dünyada bizim de anne karnında uyguladığımız gibi, kamerayla bebeğin idrar torbasına girilip, tıkanıklığın açılması işlemi lazerle gerçekleştiriliyor” diye konuştu.

TÜRKİYE’DE İLK KEZ YAPILDI

Ülkemizde böyle bir uygulamanın henüz yapılmadığını açıklayan Prof. Dr. Kumru, “Bizim de bilgilerimize göre bu operasyon ilk olarak tarafımızca gerçekleştirildi. Muhammet Asaf bebeğin idrar torbasının içine anne karnındayken kamerayla girdik. Tıkanıklığı görüp lazerle tahrip ederek pasajı açmış olduk. Muhammet Asaf şu anda 40 gününü doldurdu ve sağlıklı. Anne bize geldiğinde aslında biraz da geç kalmış, böbrek fonksiyonlarında bozulma ortaya çıkmıştı. Fakat şu an diyaliz ihtiyacı yok, takipleri yapılacak” dedi.

‘ANNE KARNINDA AMELİYAT OLABİLECEĞİNİ ÖĞRENDİK’

Hatay’da henüz 24 haftalık hamileyken karnındaki bebeğine böbrek genişlemesi tanısı konulduğunu söyleyen Emine Asaf, “Biz bu telaşı yaşarken çocuğumun yaşamasını sağlayan karnımdaki suyun azaldığını öğrendim. Doktorlarımın tavsiyesiyle Antalya’ya geldik ve Prof. Dr. Selahattin Kumru hocamızı tanıdık. Anne karnında ameliyat edebileceğini öğrendik. 28 haftalık hamileyken, bebeğime karnımda lazerle ameliyat yaptı. İdrar kesesini açtı ve idrar çıkışını sağladı. Şu an 40 günlük olan bebeğimin durumu çok iyi. Hocamıza çok teşekkür ediyoruz. Buradaki tedavi sürecimiz bitti, memleketimize dönüyoruz” ifadelerini kullandı.

Haberin Devamı…

Kalp ritmi artan bebeğe anne karnında müdahale

Antalya’da yaşayan İbrahim-Ayşegül Güneş çifti 4 yıl önce evlenerek hayatlarını birleştirdi. Aradan geçen yılların ardından hamilelik haberini alan çiftin mutluluklarına diyecek yoktu. Kontrol için hastaneye giden Ayşegül Güneş, doktor 28 haftalık bebeğinin kalp yetmezliği yaşadığını söyleyince adeta yıkıldı.

Kalp yetmezliğine bağlı Atrial flutter (kalp ritim hızı yüksekliği) tanısı konulan bebeğin tedavisi için anneye 4 hafta süreyle ilaç tedavisi uygulandı. Bebeğin 300 olan kalp ritim hızı, anneye yapılan ilaç tedavisi sonrası normal seviyeye düşürüldü. Doğumun hemen sonrasında bebeğin kalbinin ritim hızı tekrar iki katına ulaştı. Bunun üzerine bebeğe elektroşok tedavisi uygulanarak hayata tutunması sağlandı.

Haberin Devamı…

Anne Karnında Böbrek Ameliyatı

Anne karnındaki bebeğe böbrek ameliyatı hayat kurtardı

Antalya’da idrar torbası şişen ve böbreklerinde genişleme görülen bebek, Pof. Dr. Selahattin Kumru ve ekibi tarafından anne karnında, 16 haftalıkken ameliyat edildi. Ameliyat sayesinde hayata tutunan ve 33. haftada doğan bebeğe Emirhan adı verildi. 31 yaşındaki anne Fatma Acar, “Doktorlarım sonunda yavrumu sağlıklı bir şekilde kucağıma verdi, çok mutluyum” dedi.

Anne karnında 16 haftalıkken idrar torbası şişen, böbreklerinde genişleme görülen ve yaşamasını sağlayan suyu azalan bebek, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kumru ve ekibi tarafından yapılan ameliyatla yaşama tutundu.

Prof. Dr. Selahattin Kumru, dünyaya 33 haftalık gelen Emirhan Acar bebeğin “posterior üretral valf” denilen sağlık sorunu olduğunu belirterek, “Bebeğin idrarı, idrar torbasından dışarı doğru akmıyordu, tıkalıydı. Böyle durumlarda idrar dışarı akmadığı için idrar torbasında birikiyor. Daha sonra da böbreklere doğru birikme oluyor ve böbrekler kaybediliyor. İdrar akamadığı için bebeğin suyu az oluyor. Suyu az olduğunda akciğer gelişimi olumsuz etkileniyor. Akciğer gelişimi de olmadığı için bu bebeklerin çoğu kaybediliyor” dedi.

Böbrek fonksiyonları iyi

Emirhan bebeğin idrar torbasından idrarın dışarı akmasını sağlamak için kateter koyulduğunu kaydeden Prof. Dr. Kumru, “Kateterin bir ucu idrar torbasının içinde, bir ucu karnının dışındaydı. Böylece idrarı tahliye oldu. Bu sayede böbreklerdeki idrar birikimini ve olumsuz etkiyi ortadan kaldırdık. Hem de suyunun az olmasını engelleyerek akciğer gelişimine, dolayısıyla hayatta kalmasına katkı sağlamayı düşündük. Bebeğimizde her şey iyi gitti. 22 haftalıkken de kateter taktık. 33’üncü haftada kateter yerinden oynadı. Yeni doğan servisindeki arkadaşlarla görüşüp bebeği doğurttuk. Bebeğin şu anda böbrek fonksiyonları iyi görünüyor” diye konuştu.

Hastalığın tanısının, anne karnında, 3’üncü aydan sonra konulabildiğini belirten Kumru, “Böbreklerin çalıştığına kanaat getirirsek o zaman şant operasyonu uyguluyoruz” dedi.

 

‘Hastalığın uzmanına yönlendirildik’

Eşi Fatma Acar’ın hamileliğinin 3’üncü ayında, kontrole gittikleri hastanede, karnında kist olduğunu söylediklerini belirten baba Fevzi Acar (32) ise “Bu işin uzmanının hocamız olduğunu öğrendik. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne geldik. Hocamız gereken ilgi ve alakayı gösterdi. Çocuğumuzu bizlere sağlıklı bir şekilde teslim etti. 33’üncü haftalıkken şant çıktı ve erken doğum oldu, her şey yolunda” dedi.
Yaklaşık 5 gün hastanede, kontrol altında tutulan Emirhan bebek, daha sonra taburcu edildi.

İdeal kilo, sorunsuz gebelik

Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı, Perinatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kumru, obezite ameliyatı sonrasında sağlıklı gebelik şansının arttığını açıkladı

Prof. Dr. Selahattin Kumru, obezite cerrahisi geçirmiş kadınların sağlıklı gebelik şansının arttığını, gebelikle ilgili istenmeyen bazı sorunların da azaldığını söyledi. Prof. Dr. Kumru, obez kişilerde daha sık görülen gebeliğe bağlı şeker hastalığının obezite cerrahisi geçirdikten sonra gebe kalanlarda ise daha az görüldüğüne dikkat çekerek, “Obezlerde hipertansif hastalıklar dediğimiz kan basıncında artış, gebelik zehirlenmesi gibi durumlar daha sık görülürken, obezite cerrahisi geçirdikten sonra gebe kalanlarda bu hastalıkların daha az görüldüğü tespit edilmiştir” dedi. Anne adaylarının obezite cerrahisi geçirmiş olmasının gebe kalmaları açısından hiçbir risk taşımadığını da aktaran Prof. Dr. Kumru, “Tam tersine kilo verdikten sonra gebe kalmak, kilolu gebe kalmaya göre çok daha iyi sonuçlara neden oluyor” diye konuştu.

İlk hamileliği sıkıntılı geçti

Antalya’da yaşayan sınıf öğretmeni Tuğba Karabulut Yıldız (39), 2013 yılında aşırı kilolu olduğu dönemde kızı Tuğçe Yıldız’ı dünyaya getirdiğini, hamilelik ve sonrasında büyük sıkıntılar yaşadığını söyledi. 2016 yılında ikinci çocuğunu dünyaya getirmek için obezite ameliyatı olduğunu aktaran Tuğba Karabulut Yıldız, “İlk hamileliğimde çok büyük sıkıntı yaşadım. Hatta doktorlarım anjiyo önermişti. 120 kilo olmuştum. Hamileliğim süresince az da olsa kilo verebildim. Doğumdan sonra yeniden kilo almaya başladım. O süreçte bende ve doğal olarak çocuğumda sağlık problemleri ortaya çıktı. Kızım 2 yaşına geldiğinde ikinci çocuk düşündük, fakat ilk hamileliğimde yaşadığım sorunlar ve kilolarım nedeniyle hamilelik önerilmedi. Doktorlarım son çarenin obezite ameliyatı olduğunu söyleyince tereddüt etmeden ameliyat oldum” diye konuştu. Obezite ameliyatı sonrasında doktoruyla her görüştüğünde yeterli kilo kaybına ulaşamadığını söylediğini kaydeden Yıldız, “Hamile kalmamın sakıncalı olacağını söyledi. 120 kilodan 67 kiloya düştüğümde ikinci gebeliğe karar verdim. Hamile kaldığımda 67 kiloydum, gebelik süresince şekerim çıkmadı. İlk hamileliğimde şeker seviyem çok yüksekti. İkinci hamileliğimde şekerim normal seviyesinde seyretti. Şu an oğlum Ali Çınar 2 aylık. İkinci bebeğimi sağlık sorunu yaşamadan dünyaya getirdim. Sağlıklı bir şekilde büyütüyorum” dedi.

3 altın kuralı uyguladı

Obezite ameliyatı olduktan sonra üç altın kuralı uyguladığını sözlerine ekleyen Yıldız, “Gazlı içecek, şeker, karbonhidrat ve alkol gibi yiyecek ve içecekleri hayatımdan çıkardım. Bir de katı, sıvı, gaz ayrımı önemli, yani katı gıdadan sonra kendimi rahat hissettiğimde sıvı tüketiyorum. Sıvıyı tükettikten 20 dakika sonra katı gıda tüketiyorum. Böylelikle hem kilomu koruyorum. Hem de bebeğim 2 aylık olmasına rağmen gaz problemi yaşamıyor. Gayet mutlu, sağlıklı bir bebek. Obezite ameliyatı olmak isteyenler kesinlikle bilinçli olmak mecburiyetinde. Bu ameliyatı kafanıza koyduysanız devamını getirmeniz gerekir. Üç altın kurala uymaları gerekir. Ameliyat sonrasında güler yüzlü mutlu bir insan oluyorsunuz. Giydikleriniz yakışıyor. Siz mutluysanız aileniz, çocuklarınız da mutlu oluyor. Çevreniz de mutlu oluyor” diye konuştu.

Haberin Devamı…

Minimal invaziv jinekolojik cerrahi kursu

Prof.Dr. Selahattin Kumru’nun Açılış Konuşması

Erol AKKIR/ANTALYA, (DHA) – AKDENİZ Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı ile Minimal İnvaziv Jinekoloji Derneği (MİJİD), Robotik Jinekolojik Cerrahi Derneği (RJCD) ve Minimal İnvaziv Jinekolojik Onkoloji Derneği (MİJOD) tarafından ‘Minimal İnvaziv Jinekolojik Cerrahi Kursu’ gerçekleştirildi.

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi B Blok Mor Salon’da düzenlenen kursun açılış konuşmaları, Bölgesel Kurs Direktörü Prof. Dr. Tayup Şimşek, MİJİD adına Prof. Dr. Vedat Atay, MİJOD Genel Sekreteri Prof. Dr. Mete Güngör, AÜ Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Selahattin Kumru tarafından gerçekleştirildi.

AMELİYATHANEDEN CANLI YAYIN

Kurs direktörlüğünü Prof. Dr. Tayup Şimşek, Prof. Dr. Yakup Kumtepe ve Doç. Dr. Fatih Güçer’in yaptığı kursun birinci oturumunda, histeroskopik cerrahi konusu işlendi. Başkanlığı Prof. Dr. Selahattin Kumru ve Prof. Dr. Münire Erman tarafından gerçekleştirilen oturum sonunda, ameliyathanede laparoskopik cerrahinin uygulandığı ameliyat, katılımcılara canlı yayınla izlettirildi.

KADIN DOĞUM ALANINDA YAYGIN

Kursun, minimal invaziv cerrahi ile daha küçük kesilerle hastaların tedavi edildiği işlemleri tartışmak amacıyla gerçekleştirildiğini ifade eden kurs direktörü Prof. Dr. Tayup Şimşek, 25’i kursiyer 50 öğretim üyesinin konuşmacı olarak davet edildiğini, canlı cerrahide ameliyathaneden yayınların yapıldığını, son yıllarda laparoskopik ve robot cerrahisinin kadın doğum alanında yaygın uygulandığını söyledi. Prof. Dr. Tayup Şimşek, robotik cerrahi ve uygulamaları hakkında da bilgi verdi.

Prof.Dr. Kumru: Kadınlarda idrar kaçağı kader değil

Hürriyet gazetesi haberi

AKDENİZ Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Selahattin Kumru, idrar kaçağının kadınlarda kader olmadığını söyledi.
Prof.Dr. Selahattin Kumru, idrar tutamama ve açırma sorunlarının son yıllarda özellikle kadınlarda sosyal yaşamı oldukça etkileyen önemli sorunlardan biri olduğunu söyledi. Prof.Dr. Kumru, kadınlarda öksürürken, hapşırırken ve gülerken idrar kaçırmanın çok ciddi sorunlardan biri olduğunu belirterek, “Kadın genital sistemi oluşumu, itibariyle idrar kaçırmaya müsait. İdrar torbasından dışarıya götüren kanal kısa. Bir de doğum yapmış olmaları o bölgenin gevşemesine neden oluyor. Bu nedenle kadınlarda öksürürken, hapşırırken, ya da ağır kaldırırken idrar kaçırma sık görülüyor” dedi.
İLERİ YAŞTAKİ KADINLARIN YÜZDE 50’SİNDE GÖRÜLÜYOR
İleri yaş kadınlarının neredeyse yüzde 50’sinde idrar kaçırmayla karşılaşılabildiğini aktaran Prof.Dr. Kumru, şöyle devam etti:
“Beraberinde sarkma da görülmekte. Çünkü doğumlardan dolayı o bölge esnek olduğundan aşırı kilo, sigara kullanımı, sürekli öksürmek ve hapşırmak, astım gibi hastalıklar karın içi basıncı artırarak en sonunda sarkmaya dönüşüyor. Kadınlarımız, teyzelerimiz, ninelerimiz bunun tedavi edilebilirliği konusunu bilmedikleri için çoğu zaman doktora başvurmuyor. Aynı menopoz gibi ‘Bu da bizi başımıza gelen bir hastalık, herhalde tedavisi yoktur, böyle devam edecek’ diye düşünüyorlar.”
“HASTALIĞI SORGULAYARAK ÖĞRENİYORUZ”
Hastalığı çoğu zaman sorgulayarak teşhis ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Kumru, “Öksürük ve hapşırma anında idrar kaçırıp kaçırmadığını, hatta gülerken idrar kaçırıp kaçırmadığını sorguluyoruz. Ancak, o zaman söylüyorlar. Bunun sorun olduğunu biliyorlar. Ancak, tedavisi olduğunu bilmiyorlar. O nedenle doktora bu şikayetle başvuru az oluyor” diye konuştu.
AMELİYAT VE İLAÇ TEDAVİSİ
Bu gibi durumlarda hastayı önce muayene ettiklerini söyleyen Prof. Dr. Selahattin Kumru, “Muayene neticesinde normal durumda sarkma olup olmadığını, ya da karın içi sarkma olup olmadığını teşhis ediyoruz. Arkasından test yapıyoruz. İdrar kaçırma işi ameliyatla düzelebilecek bir sorun mu, yoksa ilaçla tedavi edilebilir mi ona bakıyoruz” dedi.
İdrar kaçırmanın birkaç tipi olduğunu, stres inkontinans denilen idrar kaçırmanın ameliyatla düzeldiğini söyleyen Prof. Dr. Kumru, “Biz kimin ameliyatla, kimin ilaçla tedavi olabileceğini kapsamlı bir araştırmadan sonra ortaya koyabiliyoruz. İlaçla düzelebileceklere ilaç, ameliyatla düzelebilecek olanlara da ameliyat öneriyoruz” diye konuştu.
Prof.Dr. Kumru, yaklaşık yüzde 90-95 civarında hastada etkili tedavi sağlandığını belirterek, şunları ekledi:
“Bu ameliyatlar bazı sorunları da beraberinde getirebiliyor. Mesela idrar torbasının boynu çok desteklenecek, çok kaldırılacak olursa idrar yapmakta geçici sorunlar olabilir. Ya da içerde idrar torbasında bir miktar idrar kalıp tekrar boşalmasında zorluklar olabilir. Yüzde 5 oranında hastada bu sorunları yaşıyoruz. Bunlar da üstesinden gelinemeyecek sorunlar değil. Hastalarımız bu ameliyatlardan sonra oldukça konforlu bir hayat sürüyor.”

Sağlık turizmini konuştular

Hürriyet gazetesi haberi

ULUSLARARASI Antalya Sağlık Turizmi ve Eğitim Derneği (UASTED) üyeleri, kahvaltı toplantısında sağlık turizminin bugün ve yarınını konuştu.

Antalya Büyükşehir Belediyesi eski başkanlarından Hasan Subaşı’nın ev sahipliğini yaptığı toplantıya, Dernek Başkanı Dr. Mehmet Kanpolat, Prof. Dr. Selahattin Kumru, Prof. Dr. Nurullah Bülbüller, Prof. Dr. Üstün Osma, Prof. Dr. Fisun Toraman, Prof. Dr. Deniz Yılmaz ve Antalya’nın tanınmış işadamları katıldı.

UASTED Başkanı Dr. Mehmet Kanpolat, Antalya’nın turizmin başkenti olduğunu, fakat sağlık turizminde istenilen düzeyde olmadığını ifade etti. Dr. Kanpolat, “Yılda 12 milyon turisti ağırlayan Antalya, bir üniversite, 2 eğitim araştırma, 17 devlet, 27 özel hastanesi ile sağlıkta alt yapısı olan bir kenttir. Ancak sağlık turizmi açısından son sıralarda yer almaktadır” diye konuştu.

Bunun iki nedeni olduğunu ifade eden Dr. Kanpolat, ilkinin tanıtım, ikincisinin ise güven sorunu olduğunu söyledi. Dr. Kanpolat, “Tanıtım eksikliği için uluslararası arenada fuarlarda, kongrelerde yer alıp tanıtımlar yapıyoruz. Hestourex bunun en güzel örneği. Güven sorunu olarak turistin sağlığında yaşanan olumsuzluklar maalesef ülkemize karşı bir güvensizlik sorunu ortaya çıkarmaktadır” diye konuştu.

Antalya Büyükşehir Belediyesi eski başkanı ve dernek üyesi Hasan Subaşı, sağlık turizmi konusunda herkese özellikle de yerel dinamiklere, kamuya büyük görevler düştüğünü ifade etti. Sağlık turizmi için herkesin ciddi çaba göstermesi gerektiğini söyleyen Subaşı, kendisinin bu konuda her türlü katkıya hazır olduğunu söyledi.

56 yaşında ikiz bebek sevinci

ANTALYA’nın Manavgat ilçesinde 25 yıldır çocuk hasreti çeken 58 yaşındaki Abdurrahman ve 56 yaşındaki Güllüşen Güzel çifti, tüp bebek yöntemiyle ikiz bebek sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor. Güllüşen Güzel, Türkiye’de en ileri yaşta ikiz annesi unvanıyla tıp literatürüne girdi.
Manavgat’ta oturan Abdurrahman ve Güllüşen Güzel çiftinin 25 yıllık evlat hasreti, 40 gün önce dünyaya gelen ikiz bebekleriyle sona erdi. Güzel çifti, Şükriye Fatmanur ve Bilal Veysel adını verdikleri bebeklerini, dünyaya geldikleri Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne kontrole getirdi.

Haberin Devamı…