Ikizden ikize transfuzyon sendromu tek plasentaya sahip (monokoryonik) ikiz gebeliklerde ortaya çıkan bir sorundur. Tek plasentadan çıkan ve her iki bebeğin ihtiyaçlarını karşılayan plasenta kaynaklı damarların arasında bağlantılar olması durumunda bir bebeğin kalbi tarafindan pompalanan kan (donor fetus) diğer bebege (recipient) geçebilmektedir. Sorun ilk defa Alman Kadın Hastalıkları ve DoğumUzmanı Friedrich Schatz (1841–1920) ve  Austuryalı Anatomist Joseph Hyrtl (1810–1894) tarafından plasental damarlara boya enjeksiyonu yapılarak tanımlanmış ve 1886 yılında bilimsel dergide yayımlanmıştır. Yani hastalık yüz yıldan daha uzun süredir bilinmektedir. Bir bebeğin pompaladığı kanın sürekli olarak diğer bebeğe geçmesi kan veren (donor) bebekte kansızlık (anemi) gelişme geriliği, amniyon sıvısının azlığına (oligohidramniyoz) neden olurken, kan alan (recipient) fetusta da kan hacminde artış (hipervolemi), amniyon sıvısının fazlalığı (polihidramniyoz) ve kilo olarak iri olmasina neden olmaktadır. Eğer bu duruma müdahale edilmezse ilerleyen süreçte kan kaybeden fetus anemiye bağlı, kan alan fetus da aşırı kan hacmi yüklenmesine bağlı kalp yetmezliği nedeniyle kaybedilmektedir. Bebeklerden birinin kaybedilmesi sorunu daha da kötüleştirmekte ve diğer bebeğin olumu ya da ağır sakatlığı söz konusu olabilmektedir. Müdahale edilmeyen ikizden ikize transfüzyon sendromlarına bebeklerin ölüm riski %70 ile %100 civarında bildirilmektedir.

Twin to Twin Transfusion Syndrome

İkizden İkize Transfüzyon Sendromu olgusunda plasental vasküler bağlantıların boya ile realize edilmiş anatomik yapısı (ResearchGate.com’dan modifiye edilmiştir)

İkizden ikize transfüzyon sendromu olgularında önceleri kan alan fetusun amniyon sıvısını fazla olması ve bu durumun da erken doğuma neden olması nedeniyle amniyon sıvısı boşaltılarak tedavi uygulanmaya calışılmıştır. Benzer şekilde iki fetusu ayıran amniyon zarının delinerek amniyon sıvısı fazla olan fetusun sıvısının az olan fetus alanına geçmesi ile de tedaviler denenmiştir. Bu tedavilerin (amniyoreduksiyon ve amniyodrenaj) kısıtlı yararları gösterilse de altta yatan temel sorunu (bir fetusun kanının diğerine geçmesi) engelleyemedigi için yeni tedavi arayışları devam etmiştir.

Günümüzde ikizden ikize transfüzyon sendromu (TTTS) olgularının tedavisinde fetoskopi (fetusun endoskopik kamera ile görüntülenmesi) ve beraberinde bir bebekten diğer bebeğe geçen kan damarlarının görülerek bağlantıların lazer ile ortadan kaldırılması (laser fotokoagulasyon) uygulamaları esas tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır. Fetoskopik lazer uygulamaları şu an için dünyada kabul edilen ve uygulanan esas tedavi modalitesidir ve bu uygulamalar ile hem tek bebek hem de her iki bebeğin hayatta kalma sanşları arttırılabilmiş ve bebeklerde nörolojik hasar oluşumu ihtimali azaltılabilmiştir. Şu an icin hiç tedavi etmemekten ve eskiden uygulanan amniyodrenaj vb den üstün olduğu bilinmektedir ve dünyada uygulanan birincil tedavi yöntemidir.

Ikizden Ikize Transfuzyon Sendromu olgusunda plasental vaskuler baglantilarin fetoskopik lazerile ablasyonu sematik görünüm (Johns Hopkins Medicine’den adapte edilmistir)

Fetoskopik lazer uygulamaları ile her ne kadar bebeklerin hayatta kalma şansları artırılmış ve nörolojik hasar ihtimali azaltılabilmiş olsa da, bu uygulamaların oluşturabileceği TAPS (Twin Anemi Polisitemi Sendromu) vb gibi sorunların olabileceği her işlemden sonra mutlak başarının gerçekleşmeyeceği akılda bulundurulmalıdır.

PAYLAŞIN