OLİGOHİDRAMNİOZ (BEBEKLERDE SU AZALMASI) NEDİR?

Oligohidramnioz amniyon sıvı miktarının normalden az azalması durumudur. Bebeğin içinde bulunduğu sıvı olan amniyon sıvısının gebelikte kas iskelet gelişiminde rolü bulunmaktadır. Ayrıca bebeğin hareketlerinin devamı için gerekli boşluklu ortamı yaratmaktadır. Amniyon sıvısını oluşturan en büyük etmenler bebeğin idrarı, bebeğin yutkunması, solunum sistemi, plasental yüzeydeki damarlanma ile zarlar arasındaki transferdir. Amniyon sıvı miktarı normalde 10. haftadan itibaren 30 ml’lerden miadında bir gebede 800 ml’ye kadar ulaşmaktadır. Oligohidramniyoz tüm gebeliklerin yaklaşık %1-2’sinde görülmektedir. Tanısı ultrasonografi  ölçümlerinde en derin tek cep ölçümündeki amniyon mayiinin 2 cm ve altında olması veya dört kadran ( iki sağ ve sol alt kadran, iki sağ ve sol üst kadran cep ölçümleri) amniyon Sıvısı İndeksi (ASİ)’nin 5 cm ve altında olması ile konulur. Ölçülecek amniyon mayiinin olmadığı durumlara ise anhidramniyoz denilmektedir.

Yumurtalık Kisti Nedir
Yumurtalık Çeşitleri

OLİGOHİDRAMNİYOZ NEDENLERİ NELERDİR?

Öncelikle oligohidramniyoz durumu gebeliğin erken dönemleri dediğimiz ikinci trimester başlarında, miada yakın dönemde veya miad gebelik zamanında oluşabilir. Görüldüğü zaman aralıklarına göre akla gelen patolojiler değişkenlik göstermekte ve yaklaşım değişmektedir. Erken dönemde oluşan oligohidramniyoz bebeğin idrar çıkışındaki patolojileri veya plasentadaki kanlanma ve dolaşım bozukluklarını ön planda düşündürmektedir. Her iki durumda da gebelik seyri genellikle kötüdür. Mutlaka ultrasonografi eşliğinde değerlendirilmesi gerekmektedir. İkinci trimesterde amniyon zar yırtılması akla getirilip dışlanmalıdır. Bu durum klinik olarak su gelişi, rahim kasılması veya kanama olarak kendini gösterebilir. Gebeliğin ikinci yarısında meydana gelen oligohidramniyoz daha çok bebeğin gelişim geriliği, plasental anomaliler, preeklampsi gibi yüksek riskli gebelik durumları veya annenin ek hastalıkları ile ilişkilendirilmektedir. Tüm bu durumlar çoğunlukla bebekte büyüme gelişme geriliği yapmakta veya idrar çıkışını azaltmaktadır. Üçüncü trimesterdeki olgularda öncelikle amniyon zarı yırtılması (membran rüptürü) dışlanmalı ve bebeğin büyümesinde herhangi bir sıkıntı olmadığından emin olmak için ultrasonografi eşliğinde değerlendirme yapılmalıdır. Gelişim kısıtlılığı saptanması durumda umblikal arter Doppler ile ek inceleme gerekebilir. Miadını aşmış özellikle 40. hafta sonrası gebeliklerde yapılan çalışmalara göre amniyon mayiide %8 civarında bir azalma olduğu rapor edilmiştir. Bu gebeliklerin takibinde fetal kalp atımında bozulma ve kötü gebelik sonuçları söz konusu olabilmektedir.

OLİGOHİDRAMNİYOZ NEDENLERİ NASIL ARAŞTIRILIR?

Oligohidramnioz saptanan gebede öncelik nedeni bulmaya yönelik olmalıdır. İlk olarak bebekte anomali olup olmadığı araştırılmalı ve bebeğin büyüme gelişmesi değerlendirilmelidir. Ultrasonografi eşliğinde ölçümler alınıp değerlendirme yapılır. Doppler gibi ek tetkiklere sıklıkla ihtiyaç duyulmaktadır. Membran rüptürünü dışlamak için vajinal muayene yapılıp aktif su gelişi olup olmadığı kontrol edilmektedir. Bu yöntemde spekulum (vajinal muayene aleti) ile muayene edilen hastaya valsalva yaptırılarak (hastadan öksürmesi veya ıkınması istenir) aktif su gelişi olup olmadığı kontrol edilir. Şüphede kalınan durumlarda özel biyokimyasal testler ile de su gelişi değerlendirilmektedir.

 

OLİGOHİDRAMNİYOZDA GEBE TAKİBİ NASIL YAPILIR VE NASIL DOĞUM YAPTIRILIR?

Oligohidramnioz genellikle riskli gebeliklere eşlik ettiği için rutin gebelik kontrollerinden daha sık kontrole çağırılarak takipler planlanmalıdır. Oligohidramniyoz nedenine göre tedavi ve takip protokolleri de değişkenlik göstermektedir. Eğer idrar yapmadaki bir sorundan kaynaklanıyorsa nedene yönelik bazı tedavi seçenekleri mevcuttur. Mesane çıkış obstrüksiyonu dediğimiz idrar torbasından kaynaklanan durumlarda vezikoamniyotik şant yerleştirilmesi uygun durumlarda yapılabilmektedir. Böyle durumlarda fetoskopi ile bebeğin idrar torbasına girilerek tıkanıklığın hem tanısı hem de tedavisi günümüz tıbbında bazı durumlarda işe yaramaktadır. Bebeğin kalp atımı takiplerinde variabl deselerasyon dediğimiz değişken kalp atımı düşmesi durumlarında daha farklı yönetim şekilleri düşünülebilmektedir. Takipler sırasında güven vermeyen kalp atımlarının oluşması durumunda doğum öncelikli seçenek olarak karşımıza çıkmaktadır. EMR (erken membran rüptürü, bebeğin sularının erken gelmesi) durumu oluşmuşsa uygun antibiyotik tedavisi başlanmakta ve enfeksiyon ile mücadele etmek gerekebilmektedir.

 

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top