POLİHİDRAMNİYOZ (BEBEKLERDE SU ARTMASI) NEDİR?

Polihidramniyoz veya hidramniyoz amniyon sıvı miktarının artması demektir. Bu durum %1-2 oranında gebelik komplikasyonlarıyla sonuçlanır. Amniyon sıvısı bebeğin içinde bulunduğu gebelik kesesinin en önemli bileşenlerindendir. Bu sıvı ultrasonografi eşliğinde özellikle 2. ve 3. trimesterlerde normal gebelik fizyolojisini değerlendirmede büyük rol oynar. Amniyon sıvısını oluşturan en önemli bileşenler bebeğin idrarı, yutkunması, solunum sistemi ve plasenta (bebeğin eşi) damarları ve zarlar arasındaki transferdir. Polihidramniyoz özellikle miad gebeliklerde dışarıdan bir gözle bakıldığında da rahim boyutlarını artırdığı için anne karnında normalden fazla bir büyüklük görülmesiyle de ilk başta kuşku uyandırabilmektedir. Rahim daha gergin hissedilebilir ve bebek kalp atımlarının takibi sesin daha az duyulabilmesinden dolayı zorlaşabilir.

POLİHİDRAMNİYOZ NEDENLERİ NELERDİR NASIL ARAŞTIRILIR? 

Polihidramniyoz miktarının fazlalığına göre risk grubunun belirlenmesi için sınıflandırılmaktadır. Ultrasonografi ile 4 kadranda ölçülen ASI (Amniyotik sıvı indeksi) miktarının 25-29,9 cm olması hafif, 30-34,9 olması orta 35 cm ve daha fazla olması ise ağır polihidramniyoz olarak gruplandırılmıştır. Tüm olguların 2/3’ü hafif olmakla birlikte en sık rastlanılan gruptur. Orta derecede polihidramniyoz tüm olguların %20 ‘si, ağır grup %15’ine karşılık gelmektedir. Polihidramniyoz değerlendirilirken total amniyotik sıvı ölçümü daha güvenli sonuç vermektedir. Tek cep ölçümlerinde ise en derin tek cep ölçümü 8-9.9 cm hafif, 10-11.9 orta, 12cm ve üzeri ise ağır polihidramniyoz olarak sınıflandırılmaktadır. Tüm bu gruplar karşılaştırıldığında yapılan çalışmalara göre ağır polihidramniyoz olgularının altta yatan bir nedene bağlı olduğu, hafif polihidramniyoz olgularının ise idiyopatik yani altta yatan bir nedene bağlı olmayabileceği gösterilmiştir. Tüm risk grupları incelendiğinde olguların %15’ini fetal konjenital anomaliler, %15-20 kadarını diyabet (şeker hastalığı) olan olgular oluşturmaktadır. Daha nadir nedenler arasında fetal enfeksiyonlar da gösterilmiştir.

Bu enfeksiyonlar arasında en sık karşılaşılanlar parvovirüs, sitomegalovirüs, toksoplazma, sifiliz enfeksiyonlarıdır. Polihidramniyoz ayrıca hidrops (bebeğin vücut boşluklarında su toplaması) sonucu olarak da karşımıza çıkabilmektedir. Konjenital anomalilere değinmek gerekirse anensefali gibi merkezi sinir sistemi hastalıkları yutmayı engellemeye bağlı olarak polihidramniyozla sonuçlanır. Yine özofagus (yemek borusu) tıkanıklıkları veya duedonal (bağırsağın bir bölümü) atrezi yani bağırsağın yeterince gelişememesi gibi durumlar polihidramniyozla sonuçlanır. Daha da genişletmek gerekirse dudak-damak yarıkları, mikrognati (çene küçüklüğü), hava yollarının tıkanıklıkları, boyun kitleleri, diyafragma hernisi diğer polihidramniyoz nedenleri arasındadır. Yapılan çalışmalara göre hidramniyoz derecesi arttıkça anomali riski artmakta bu durum %30’lara kadar çıkmaktadır. Polihidramniyozla birlikte bebeğin ölçümlerinin önde gitmesi şeker hastalığını, polihidramniyozla birlikte bebekte büyüme gelişme geriliği olması ise anomali riskini artırmaktadır.

Büyüme gelişme geriliği de söz konusu ise genelde genetik testlerin yapılması planlanmaktadır. Çoğul gebeliklerde hidramniyoz tanısı en derin tek cepte amniyon sıvı miktarının 8 cm ve üzerinde olması ile konulmaktadır. Özellikle monokoryonik gebeliklerde ikizden ikize transfüzyon sendromu akla getirilmeli, bir bebekte hidramniyoz diğerinde ise oligohidramniyoz (bebeklerde suların azalması) olması durumunda gerekli incelemeler yapılmalıdır. Tüm bu incelemeler yapıldıktan sonra polihidramniyoz için altta yatan bir sebep bulunamazsa buna idiyopatik polihidramniyoz denilir ve tüm olguların %70 kadarını oluşturur. Bu durum da amniyon sıvı miktarını oluşturan en büyük durumun bebeğin idrarını yapması ve daha büyük bebeklerin daha çok idrar çıkarması ile açıklanabilmektedir.

normal-dogum

POLİHİDRAMNİYOZDA GEBE TAKİBİ NASIL YAPILIR VE NASIL DOĞUM YAPTIRILIR?

 

Öncelikle polihidramniyoz erken yani 28. haftanın altında veya geç dönemde oluşabilmektedir. Erken dönemde başlayan polihidramniyoz olgularında düşük ve erken doğum yapma riski geç dönemde ortaya çıkanlara göre artmış olarak bulunmuştur. Polihidramniyoz doğum şeklini değiştirmemekle birlikte özellikle diyabet de eşlik edince iri bebek yani >4000gr ağırlığındaki bebekler sezaryen doğum ile sonuçlanmaktadır. Polihidramniyozun sezaryen doğum olasılığını yaklaşık 3 kat artırdığı saptanmıştır. Erken dönemlerde gelişen polihidramniyoz büyüyen rahim boyutlarından dolayı karın içindeki diğer organlara bası yapmakta, anne daha gergin hissetmekte ve bu durum örneğin idrar kesesine bası yaparak üriner semptomlara neden olabilmektedir.  Dolaşım sistemine bakıldığında damarlardaki basılardan dolayı ödem ortaya çıkabilmektedir.

Annede ciddi derecede olabilecek solunum sıkıntısı ile sonuçlanabilmekte böyle durumlarda amniyoredüksiyon denilen amniyon sıvısının uygun miktarda alınması işlemi uygulanabilmektedir. Amniyoredüksiyonda amaç amniyon sıvısının üst sınıra yaklaşmasını sağlamaktır ancak bu durum membran rüptürü (zarların yırtılması), erken doğum riski gibi olaylarla sonuçlanabilmektedir. Polididramniyoz durumlarında bebeğin idrar çıkışını azaltan bazı ilaçlar da anneye verilebilmekte ve bu ilaçlar anneden bebeğe plasenta yolu ile geçerek bebekte etki oluşturmaktadır. Polihisramniyoz için bu tür müdahale yaklaşımları bugun için nadir uygulanan ve deneysel denilebilecek yaklaşımlar olup kişiye özel planlamalar şeklinde uygulanmaktadır.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top