Sezaryen Doğum Nedir?

Sezaryen doğum bebeğin açık cerrahi yöntem kullanılarak annenin karın ve rahim kesisi ile çıkarılmasıdır. Genel olarak primer yani ilk sezaryen ve sekonder yani ilk veya daha sonraki sezaryenlerden sonra yapılan sezaryenler olarak iki grupta incelenebilir. Amerika’da doğumların yaklaşık 1/3’i sezaryen doğum olarak gerçekleşmektedir. Günümüzde artan sezaryen oranları eskiye kıyasla elektronik fetal monitorizasyon denilen bebeğin kalp atımlarının takipte kullanılması,müdahaleli doğum tekniklerinin kullanım sıklığının azalması,ileri gebelik yaşının artmasıyla ek hastalıkların beraberliği,obezitenin artışı gibi durumlarla açıklanabilir.

Kadın hastalıkları ve doğum pratiğinde açık ameliyatlar genellikte orta hat vertikal kesisi ve suprapubik transvers kesi dediğimiz yöntemlerle yapılmaktadır. Transvers kesi ise Pfannenstiel veya Maylard denilen iki kesi yöntemi olarak uygulanır. Sezaryen doğumda en sık tercih edilen Pfannenstiel dediğimiz yöntemdir. Bu yöntemin diğer yöntemlere göre kozmetik açıdan üstünlüğü çalışmalarca kanıtlanmıştır. Bunlara ek olarak yapılan çalışmalara göre diğer yöntemlerle kıyaslandığında ameliyat sonrası ağrı, ameliyat sonrası fıtık oranları veya ameliyat sonrası yara yerinde açılma gibi komplikasyonlara daha az rastlanılmaktadır. Tekrarlayan sezaryenlerde ilk sezaryenlere göre aynı kesi yerinden tekrarlayan girişler skarlaşma nedeniyle daha zorlayıcı olabilmektedir.

 

SEZARYEN DOĞUM KİMLERDE TERCİH EDİLİR?

Sezaryen doğum tercih edilirken hem anne hem bebeği değerlendirmek gerekir. Sezaryen doğum öyküsü,plasenta yerleşim anomalileri,önceki rahim ameliyatları öyküsü,rahim ağzından bebeğin çıkmasına izin vermeyecek tıkayıcı kitleler,kalıcı serklaj varlığı,pelvik darlık veya deformite,HSV ve HIV gibi enfeksiyon durumları,kalp ve akciğer hastalıkları,inme öyküsü,önceki doğumda zor ve müdahaleli doğum öyküsü, bebeğin iyilik hali takip edilirken güven vermeyen kalp atımları,makrozomi dediğimiz bebeğin tahmini doğum kilosunun 4500 şeker hastalığı olan annelerde 5000 gr üzerindeki ölçümlerde olması, anormal doppler varlığı, önceki doğumda bebekte travma öyküsü gibi nedenler başlıca tercih sebepleri arasında sayılabilmektedir.

 

SEZARYEN SIRASINDA HANGİ ANESTEZİ YÖNTEMİ KULLANILMALIDIR?

Sezaryen doğum sırasında spinal,kombine spinal-epidural ,sezaryen için lokal infiltrasyon ve genel anestezi yöntemleri seçenekler arasındadır. Özellikle genel anestezi halk arasında yaygın ölüm nedeni ameliyattan çıkamama gibi korkular uyandırmaktadır. Genel anesteziye atfedilen bu ölüm nedenlerinin en sık sebebi hatalı entübasyon girişimleridir. Yapılan çalışmalarda tüm ameliyatlara kıyasla gebelerde genel anesteziden ölüm oranları normal popülasyona göre 10 kat fazla olarak bulunmuştur. Tüm bu sebeplerden dolayı yapılan çalışmaların sonucuna göre bölgesel anesteziler ilk seçenek olarak kullanılmaktadır. Spinal anestezide en sık görülen komplikasyon şiddetli baş ağrılarıdır. Hastalara mutlaka ameliyat sonrası bol sıvı tüketimi önerilmelidir.

SEZARYEN DOĞUMUN ANNE İÇİN GETİRDİĞİ RİSKLER NELERDİR?

Sezaryen doğumun normal vajinal yolla doğuma göre öncelikli olarak anestezi altında ameliyat ile yapılan bir doğum şekli olduğu unutulmamalıdır. Bunun için anestezi komplikasyonlarını beraberinde getirir. Rahime komşu olan idrar kesesi ve bağırsak gibi iç organların yaralanma riski mevcuttur. Sezaryen doğum sonrası hastaneden taburculuk daha geç olmakta, ameliyat sonrası yemek yeme süresi daha geç olmakta ve kozmetolojik olarak ameliyat izi kalmaktadır. Ayağa kalkış süresi de yine normal doğuma kıyasla daha geç olmaktadır. İlk doğumu sezaryen olan kadınlarla normal doğum yapanlar arasında kıyaslama yapan çalışmalarda sezaryen ile doğum yapan kadınlarda daha az kanama ve koryoamniyonit riski vardır. Ancak yara yeri enfeksiyonu,tromboemboli dediğimiz halk arasında pıhtı atma diye bilinen durum,doğum sonrası histerektomi(rahim alınması) sezaryen doğumda daha sık görülmektedir.

Sezaryen ameliyatının en büyük riski sonraki doğumlarda uterin rüptür (rahmin yırtılması) görülebilme ihtimalidir. Ayrıca sonraki gebeliklerde plasentanın anormal yerleşme riski de normal doğuma kıyasla artmıştır. Anne sütü üretimi normal doğumla kıyaslandığında daha geç olabilmektedir ayrıca normal doğum sonrası tentene temas bebeğin psikolojik gelişimini de desteleme yönündedir. Sezaryen doğum yöntemi cerrahi bir yöntem olduğu için enfeksiyon açısından da daha dikkatli olunması, ameliyat öncesi ve sonrasında uygun antibiyotik desteğinin sağlanması gerekmektedir. Normal doğuma kıyasla kısa dönem pelvik bozukluklar ve perine hasarı sezaryen doğumda daha azdır. Üriner inkontinans denilen idrar kaçırma sıkıntıları da yapılan çalışmalara göre sezaryen doğumda daha az olarak bulunmuştur. Ayrıca bebekte daha az doğum travması ve daha az ölü doğumla sonuçlanan bir doğum şeklidir.

 

SEZARYEN SONRASI NORMAL DOĞUM NEDİR?

Sezaryen doğum sonrası geçirilmiş rahim içi bir ameliyat yapıldığından dolayı aslında hasta seçimi olarak tekrardan sezaryen yapılması gereken bir durumdur. Ancak özellikle ilk doğumunu sezaryen olarak yapan hastalarda sonraki seçimin de sezaryen olması gerekliliği beraberinde uterin rüptür riskini getirmektedir. Beraberinde getirdiği bu riskli durum sonucunda dünya çapında sezaryen sonrası normal doğum teşvik politikası izlenmiştir. Çoklu merkezlerce yapılan çalışmalar sonucunda vajinal doğum denemesi arttıkça uterin rüptür,annenin ölüm ve diğer komplikasyon risklerinin arttığı görülmüştür. Tüm bu sebeplerden dolayı sezaryen sonrası normal doğumun mutlaka hastanede deneyimli bir doktor gözetimi altında yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Yeterli personel,deneyim ve ekipman varsa, önceki sezaryen doğum kesisi uygunsa hasta sezaryen sonrası normal doğum için takip edilebilir. Farklı ameliyat kesileri mevcutsa, rüptür öyküsü varsa, yeterli olanaklar yoksa ve hasta istemiyorsa kesinlikle denenmemelidir. Bunun yanında bebeğin tahmini doğum ağırlığı yüksek, makat geliş, çoğul gebelikler, preeklampsi gibi eşlik eden yüksek riskli gebelik durumları, daha önce birden fazla geçirilmiş sezaryen öyküsü, annenin ek hastalıkları, doğumlar arası sürenin çok kısa olması başarı ihtimalini oldukça düşürmektedir. Sezaryen sonrası normal doğumda uterin rüptür riskinin artmış olmasından dolayı ölü doğum ve bebeğin oksijenlenmesinin bozulmasından dolayı hipoksik iskemik ensefalopati dediğimiz hastalıkların beraberinde görülme ihtimali oldukça yüksektir.

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top